Karabük Haber Gazetesi

GEÇMİŞ, ÖLÜ DEĞİLDİR, GEÇMEMİŞTİR BİLE.

Hayat, yalnızca ölülerin cevaplayabileceği bilmecelerle doludur. (DON VITO CASCIO FERRO) Devletler birbirlerine nasıl bu kadar düşman hale geldiler? Binlerce kan dökülmesine sebep ne? En güçlü kim oyunu mu? Tek sebep bu olamaz elbette. En büyük benim dinim, en değerli para bende, çok demokratik bir ülkeyim, öyle bir milletim var ki acayip kültürlü, en medeni benim […]

GEÇMİŞ, ÖLÜ DEĞİLDİR, GEÇMEMİŞTİR BİLE.
05 Ekim 2017 - 17:56 'de eklendi.

Hayat, yalnızca ölülerin cevaplayabileceği bilmecelerle doludur.

(DON VITO CASCIO FERRO)

Devletler birbirlerine nasıl bu kadar düşman hale geldiler? Binlerce kan dökülmesine sebep ne? En güçlü kim oyunu mu? Tek sebep bu olamaz elbette. En büyük benim dinim, en değerli para bende, çok demokratik bir ülkeyim, öyle bir milletim var ki acayip kültürlü, en medeni benim ülkem… durum bundan ibaret değil mi?

Binlerce masum insanın geleceğine, hayallerine bir çırpıda son verildi. İnsanlar vicdanları ile baş başa bırakıldı. Sonuç ne peki? Kararan kalpler mi? Evet!

Bugün sizlerle epey geriye gideceğiz sevgili okurlarım. Değinmek istediğim çok muazzam bir konu var. Zamanı 19. Yüzyılın başlarına doğru  geriye saralım. Osmanlı Devleti ile karşı karşıyayız, vay canına birçok millet var içerisinde, bir millet daha farklı sanki.- Farkının sebebi devlet içerisindeki unvanları. – Millet-i Sadıka diye anılıyorlar, evet yanlış hatırlamıyorsunuz. Ermeni Milleti, Osmanlı Devlet’inin en sadık milleti.

Kafalar karışık değil mi?

Ekranlarda sene de bir kez muhakkak Ermeni Soykırımı meselesi tartışmalarını görmüşsünüzdür. Soykırım yaşandı mı? Tehcir uygulaması neden yapıldı? Ermeniler ve Müslümanlar nasıl bu kadar düşman hale geldi? Gerçekten kimlik siyaseti sonsuza kadar düşman kılar mı? Bu sorular üzerinde düşünmeden evvel, “düşman” olarak düşünmenizi kimler sağlamış, en sadık milletken en sadık düşman haline dönüşümü kim desteklemiş, bu sorular üzerine yoğunlaşmanızı istiyorum.

Osmanlı Devletinin en çalkantılı dönemleri ( 1914-15 kışındaki Sarıkamış felaketi, 1915 Çanakkale savunması, 1915 Van Ermeni ayaklanması, milliyetçi çetelerin Rus ordularına yardım etmesi )İttihat ve Terakki hükümete bile  haber vermeden bir tehcir kararı alıyor. Osmanlı, Ermeni milletinin kışkırtıldığının farkında, belki geçici bir süre, belki ortam sakinleşene dek onları uzaklaştırma niyetinde. Uygulama konusunda dönemin getirdiği ağır şartlar, salgın hastalıklar birçok ölümün yaşanmasına sebep oluyor. Yaşanan bu durumla ilgili birçok iddia var. Ölü rakamlarının çoğaltılması ve soykırım yapıldığı iddiası. Ermeni Soykırımı davası üzerine birçok akademisyen araştırma yapabilir. Yapıldı/yapılmadı tezleri karşılıklı olarak çürütülebilir. Fakat oluşan Ermeni/Türk düşmanlığını ne yazık ki kimse yok edemez. Bu bir bakış açısı ve sebebi kimlik siyasetine bağlı. Kimlik siyaseti yaşanılan her şeyi unutturabilir belki. Fakat düşmanlığı asla unutturamuyor.

Geçmişe dönmek ve yapılan hataları düzeltmek imkansız. Savaş zamanında birbirini koruyan, kollayan, Tehcir döneminde Ermenileri –idam kararı olmasına rağmen- evlerinde saklayan Müslümanlar. Şimdi azılı düşmanlar.

Çok sevdiğiniz bir insanın, kimliği bu kadar önemli mi? Bu kadar önemliyse günümüzde yaşanan doğanın, insanın uğradığı bu soykırıma neden kimsenin sesi yükselmiyor? Haksızlığa sesin yükselmeyecekse o sesin sende olmasının ne önemi var. Herkes hak ettiği cezayı bulsa dünya altüst olur, öyle değil mi?

İnsanoğlu- ne yazık ki- artık en üzgün çocuğu kadar bile mutlu olamıyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER