Karabük Haber Gazetesi

İKİ KADIN İKİ AYRI HAYAT

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken Karabük’te iki kadının hayat hikayesi, zorlukların üstesinden nasıl gelindiğinin örneğini sergiliyor. 1991 yılında eşini trafik kazasında kaybeden Fatma Yılmaz, eşinin sanayideki işlerinin başına geçerek 25 yıldır sanayinin Fatma ablası olarak hayatını sürdürürken, KARDEMİR’de iş güvenliği uzmanı olarak çalışan ortopedik bedensel engelli Yeter Kara ise annesinin vefatının ardından koruyucu aile […]

İKİ KADIN İKİ AYRI HAYAT
05 Mart 2016 - 19:17 'de eklendi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken Karabük’te iki kadının hayat hikayesi, zorlukların üstesinden nasıl gelindiğinin örneğini sergiliyor.
1991 yılında eşini trafik kazasında kaybeden Fatma Yılmaz, eşinin sanayideki işlerinin başına geçerek 25 yıldır sanayinin Fatma ablası olarak hayatını sürdürürken, KARDEMİR’de iş güvenliği uzmanı olarak çalışan ortopedik bedensel engelli Yeter Kara ise annesinin vefatının ardından koruyucu aile olarak evlatlık aldığı Ayşe Naz ile birlikte hayatına yeni bir anlam kattı. 25 yıl önce eşini trafik kazasında kaybeden Fatma Yılmaz, sanayide eşine ait otoboya ve yedek parça işinin devam ettirebilmesi için işin başına geçti. O yıllarda bu alanda Türkiye’de iş yapan tek kadın olarak eşinin işini yürütmeye çalışan Fatma Yılmaz, hem işini hem de 2 çocuğunu büyütmeyi başardı.

SANAYİNİN FATMA ABLASI
Sanayinin ‘Fatma ablası’ olarak anılan Fatma Yılmaz, “1991 yılında geldiğimde sanayide çalışmak çok zordu. Bu zorluğu aştık. İşimizi de büyüttük, çocuklarımızı da büyüttük o zorluklara rağmen. Şuan daha rahat ve sanayinin bir Fatma ablası olduk. 25 yıl önce insanlar bu durumu çok garipsiyordu. Müşteriye buyurun dediğimde genelde erkekler geldiğinden elemanlarımı çağırıyorlardı. Benden istemiyorlardı. Mutlaka 25 yılda çok zorluklar yaşadık ama severek yaptım bu işi. Eşim öldükten sonra mecburdum, iki tane çocuğum vardı. Ailem çok destekledi ve hiçbir korkum olmadı. İş yaptığım, çalıştığım firmalar hep arkamda oldular ve başarırsın diyerek bugünlere getirdi. Eşim öldüğünde çocuklarım küçüktü. Ev hanımıydım ve ticaretle hiç ilgim yoktu. Ama başardım. Türkiye’de o dönemde benim bildiğim bu alanda iş yapan tek bayandım. Bir bayanın kafasına koyduktan sonra başarmayacağı iş yok. Yeter ki istesin. Herkes başarabilir” dedi.

ORTOPEDİK ENGELLİ VE BEKAR OLMASI KORUYUCU AİLE OLMASINA ENGEL OLMADI
KARDEMİR A.Ş’de iş güvenliği uzmanı olarak çalışan ortopedik engelli Yeter Kara ise, annesi hayatta iken yuvadan çocuk almak istese de annesinin buna karşı çıktığını belirtti. Annesini kaybettikten sonra kuruma yeniden başvurduğunu ve 1 yıl sabırla bekledikten sonra tüm umutlarının tükendiği anda çalan bir telefonla annesinin ölümünden sonra yaşadığı boşluğu dolduracak mutlu haberi aldığını anlatan Kara, 3 yıl önce hayatına giren Ayşe Naz’ı gerçek bir anne gibi şefkatle kucakladı. Yeter Kara, müdürlükten aldığı izinle hafta sonları Ayşe Naz’ın babası ve kardeşleri ile vakit geçirmesini sağlıyor.

“AYŞE NAZ HAYATINDAKİ BOŞLUĞU DOLDURDU”
Uzun yıllardır hep yuvadan bir çocuk alıp onu büyütmek istediğini ancak buna annesinin karşı çıktığını anlatan Yeter Kara, “Annem vefat edince bir boşluğa düştüm ve tam zamanı diyerek Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne ‘koruyucu aile’ için başvurdum. Bekarım ve evlensem de bu kararım hep vardı. Başvuru yaptıktan sonra tam bir yıl bekledim ve artık ümitlerim tükenmek üzereyken geldi Ayşe Naz. İlk almaya gittiğimde ağlamaktan sevemedim. Sanki benim doğum gibiydi. Çok güzle bir duygu. Hiç pişman değilim ama keşke daha önce alsaydım diye bir pişmanlığım oldu. O zaman da belki Ayşe Naz olmazdı. Yüzde yüz hayatınız değişiyor ve buna da değiyor. 6 aylık iken aldım ve annesi olarak beni biliyor. Çok bağlıyız birbirimize. Babası ve kardeşi yaşıyor ve bende Ayşe Naz’ı onlarla görüştürmeye karar verdim. Sosyal Hizmetler’den izin alarak hafta sonları onlarla beraber gezmeye gidiyor. İlk defa geçen gün babasının niye eve gelmediğini sorguladı ve başka yerde mi kalıyorsun diye sordu. Çok hareketli ve çok zeki bir çocuk maşallah. Şuan 3 yaşına giriyor ve hayatıma renk kattı. Hem engelli hem de çalışan biri olmama rağmen bana hiç zorluğu yok. Her türlü açığı kapatıyorum. Bir yıl bekledim ama bana o süre o kadar çok uzun geldi ki. Çocuğunun olmamasına gerek yok koruyucu aile olmamak için. Her aile bir çocuğu oradan kurtarsa, o kurumlarda ne acı çeken ne de özlem çeken çocuk olur” dedi.
Yeter Kara, bir başka çocuk daha almayı düşündüğü ancak Ayşe Naz’ın çok kıskanç olduğunu söyleyerek, “Biraz büyüsün belki o zaman yeniden alırız. Belki evlenme hayalim var. Kendi çocuğum da olur. Ayşe Naz’ı evlenmediğim için almadım. Yıllardır istiyordum” diye konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER